OSMANLI’NIN acayip TARİHİ Tılsımlar, İdamlar ve Sırlar 1.GİRİŞ: Hakikat ve Kurgu Arasında 2.BÖLÜM I: GÖKYÜZÜNDE SAVAŞANLAR (Cadılar ve Oburlar) 3.BÖLÜM II: SARAY KORİDORLARINDA ÖLÜM (Siyasi İdamlar) 4.BÖLÜM III: HAREMİN GİZLİ İKTİDARI (Hadım Ağalar) 5.BÖLÜM IV: DOĞAÜSTÜ GÜÇLER VE YASAKLAR (Büyücüler ve Tütün) 6. SONUÇ Yazar:mehmetohkan(Kaynaklar:BaşakÖztürk Bitik & İsmail Hakkı Uzunçarşılı) Tarih: 2026 Osmanlı tarihi, genellikle resmi belgelerin soğuk diliyle yazılmış siyasi olaylardan ibaret sanılır. Ancak imparatorluğun gayriresmi tarihi, Evliya Çelebi gibi seyyahların kaleminden dökülen doğaüstü olaylar ve tarihçilerin satır aralarından çıkardığı saray entrikalarıyla doludur. Bu makale, bir yanda gökyüzünde savaştığına inanılan cadıları, diğer yanda iktidar uğruna sessizce boğdurulan vezirleri anlatarak Osmanlı’nın bilinmeyen yüzüne ışık tutmayı amaçlamaktadır. (Cadılar, Oburlar ve Vampirler) Osmanlı coğrafyasında halk inanışları, rasyonel aklın sınırlarını zorlayan hikayelerle doludur. Evliya Çelebi, Seyahatnâmesi’nde bu olayları bazen korkuyla bazen de ince bir alayla anlatır. 1. Çerkez ve Abaza Cadıların Savaşı Evliya Çelebi, Hicri 1076 yılının Şevval ayında, Çerkez diyarındaki Pedsi köyünde tuhaf bir geceye şahitlik ettiğini yazar. Gece zifiri karanlık olmasına rağmen, gökyüzünde kopan yıldırımlarla ortalık Çerkez kadınlarının nakış işleyebileceği kadar aydınlanmaktadır. Yöre halkı bu durumu “Karakoncolos gecesi” olarak adlandırır ve yılda bir kez Çerkez oburları (cadıları) ile Abaza oburlarının gökyüzünde savaştığını söyler. Evliya, dışarı çıkıp baktığında gördüğü manzarayı şöyle tasvir eder: Abaza cadıları büyük ağaçlara, küplere, teknelere ve araba tekerleklerine binmiştir; Çerkez cadıları ise at, sığır ve deve leşlerine binerek ellerinde yılanlar ve kellelerle savaşa tutuşmuştur. İÇİNDEKİLER BÖLÜM I: GÖKYÜZÜNDE SAVAŞANLAR GİRİŞ: HAKİKAT VE KURGU ARASINDA Altı saat süren bu savaşta gökyüzünden yere insan ve hayvan parçaları, keçe ve küp kırıkları yağar. Savaşın sonunda Çerkez cadıları galip gelir, yedi Abaza oburu ile yedi Çerkez oburu yere düşer; Çerkezler, Abaza oburlarının kanını emerek onları öldürür ve leşlerini ateşe atarlar. 2. Vampirler ve “Kazıklı” Çözümler Bu coğrafyada “Obur” denilen varlıklar, aslında bugünkü vampir tanımına uymaktadır. İnanışa göre oburlar, karakoncolos gecelerinde insanların kanını içerler. Bir obur, bir insanın kulağının arkasından kanını emerse, o kişi günden güne hastalanır. Halkın bu duruma karşı geliştirdiği yöntem şöyledir: “Obur tanıtıcı” denilen uzmanlar mezarları gezer, toprağı bozulmuş mezarı bulurlar. Mezar açıldığında kan içmekten gözleri kızarmış obur leşi bulunur. Oburun göbeğine böğürtlen çalısından bir kazık çakılırsa büyüsü bozulur ve hasta olan kurban iyileşir. Bazen de başka bir ruh girmesin diye ceset ateşe atılır. 3. Tavuğa Dönüşen Cadı Evliya Çelebi, Bulgaristan’ın Çalıkkavak köyünde daha “parodik” bir olaya şahit olur. Kaldığı evde yaşlı bir kadın, ocaktan aldığı külü fercine sürerek büyü yapar ve yedi çocuğu ile birlikte tavuğa dönüşür. Evliya korkuyla bağırınca uyanan hizmetlileri, dışarıda tavukların atları ürküttüğünü görür. Olayın çözümü ise ilginçtir: Bir köylü, tavukların üzerine idrarını yapınca büyü bozulur ve tavuklar tekrar insana dönüşür. Köylüler bu duruma alışkındır; Evliya’ya “O karı başka soydur, yılda bir kez karakoncolos olurdu ama bu yıl tavuk oldu, kimseye zararı yoktur” diyerek onu teskin ederler. (Siyasi İdamlar ve Gizli Kalmış Nedenler) Osmanlı tarihi sadece savaş meydanlarında değil, vezirlerin ve şehzadelerin kaderini belirleyen fısıltılarla da yazılmıştır. 1. Fatih’in Sadrazamı Mahmud Paşa Neden İdam Edildi? Tarih kitapları, Fatih Sultan Mehmed’in sadrazamı Mahmud Paşa’nın idamını genellikle Uzun Hasan’ı takibe engel olması veya Eflak Voyvodasını serbest bırakması gibi siyasi nedenlere bağlar. Ancak asıl neden çok daha kişiseldir. Dönemin kaynaklarına göre, Şehzade Mustafa ile Mahmud Paşa arasında, Paşa’nın eşiyle ilgili bir husumet vardır. Mahmud Paşa’nın eşi, bir gece Şehzade Mustafa’nın annesinin evinde kalmış, Paşa bunu duyunca eşini boşamıştır. Ancak Padişah’ın emriyle eşini tekrar nikahına almak zorunda kalmış, fakat onu asla yanına yaklaştırmamıştır. Şehzade Mustafa 1474 yılında aniden ölünce, Mahmud Paşa’nın onu zehirlediği dedikodusu yayılır. Şehzade ölmeden önce “Bana bu fenalığı Mahmud Paşa yaptı” diye mesaj bırakmıştır. Fatih Sultan Mehmed, oğlunun taziyesine gelen Paşa’yı “Mustafa’nın düşmanının hayatta kalması mümkün değildir” diyerek zindana attırır ve 18 Temmuz 1471’de boğdurur. BÖLÜM II: SARAY KORİDORLARINDA ÖLÜM 1. Nehri Donduran Büyücü Evliya Çelebi, Azak’tan İstanbul’a dönerken Kuban Nehri kıyısında bir Kalmuk Tatarı büyücüyle karşılaşır. Büyücü, nehri geçmeleri için suyu dondurabileceğini söyler. 2. Pargalı İbrahim Paşa ve “Serasker Sultan” Unvanı Kanuni Sultan Süleyman’ın en güçlü veziri İbrahim Paşa, kendisine verilen “Serasker Sultan” unvanıyla adeta padişahın yetkilerini kullanmıştır. Ancak bu güç zehirlenmesi onun sonunu hazırlamıştır. Irakayn seferi sırasında İbrahim Paşa, Padişah’ın çok sevdiği Defterdar İskender Çelebi’yi haksız yere idam ettirmiştir. Rivayete göre İskender Çelebi, idamından sonra Padişah’ın rüyasına girerek “Beni haksız yere neden öldürttün?” diye hesap sormuş ve Sultan Süleyman’ı korkutmuştur. Bu vicdan azabı ve İbrahim Paşa’nın artan kibri, onun 1536 yılında sarayda boğulmasına neden olmuştur. (Kızlar Ağalarının Yükselişi) Osmanlı sarayında iktidar sadece padişah ve vezirlerde değil, haremdeki “Kara Hadım Ağaları”ndaydı (Dar’üs-saâde Ağaları). 1. Ak Ağalardan Kara Ağalara Geçiş 16.yüzyılın sonlarına kadar sarayın yönetimi “Ak Ağalar”dayken, III. Murad döneminden itibaren “Kara Hadım Ağaları”nın nüfuzu artmıştır. Bu ağalar zamanla vezirleri dahi parmaklarında oynatacak güce erişmişlerdir. 2. Hacı Beşir Ağa: Devletin Gölge Yöneticisi Hacı Beşir Ağa, 30 yıl boyunca Dar’üs-saâde ağalığı yapmış ve devlet işlerinde büyük söz sahibi olmuştur. Örneğin, İran ile yapılan barış görüşmelerinde “Caferî mezhebinin tanınması” talebine şiddetle karşı çıkmış ve müzakereci Ragıp Efendi’yi “Ben hayatta iken batıl mezhebi hak mezhebe kattırmam” diyerek tehdit etmiştir. Padişah I. Mahmud üzerindeki etkisi o kadar büyüktür ki, sadrazamların görevden alınması bile onun iki dudağı arasındadır. 3. Hafız Beşir Ağa ve Rüşvet Çarkı Hacı Beşir Ağa’nın yerine geçen Hafız Beşir Ağa ise, yetkilerini kötüye kullanarak büyük bir rüşvet ve zulüm çarkı kurmuştur. Kendi adamlarını devlet kademelerine yerleştirmiş, hatta eski kölesi Bâhir Mustafa Paşa’yı sadrazam yaptırmıştır. Hafız Beşir Ağa, işlerini halletmeyen sadrazamları görevden aldırmak için İstanbul’da yangınlar çıkartmaktan bile çekinmemiştir. Sonunda bardağı taşıran damla, adamlarından birinin Üsküdar Kadısı’nı tehdit etmesi olmuştur. I. Mahmud, çok sevdiği ağasını Kız Kulesi’ne hapsettirmiş ve ardından idam ettirmiştir. BÖLÜM III:HAREMİNGİZLİİKTİDARI BÖLÜM IV: DOĞAÜSTÜ GÜÇLER VE YASAKLAR Osmanlı tarihi, Evliya Çelebi’nin anlattığı gibi gökyüzünde savaşan cadıların hayali dünyası ile İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın belgelerle ortaya koyduğu saray entrikalarının gerçek dünyası arasında salınır. Bir yanda büyülerle donan nehirler, diğer yanda rüşvet çarklarıyla yükselen hadım ağaları… Bu kitapta derlenen olaylar, imparatorluğun sadece zaferlerden ibaret olmadığını; korku, inanç, hırs ve kanla yoğrulmuş çok katmanlı bir yapı olduğunu göstermektedir. [SON] Evliya’nın anlatımına göre büyücü, ağaç dibinde dışkısını yapıp, bunu yüzüne sürerek tuhaf hareketler sergiler ve gökyüzüne fırlatır. Aniden hava kararır, şimşekler çakar ve nehir donar. Osmanlı askerleri buz üzerinden geçerken, büyücü Evliya’ya “Tav mondu” diyerek selam verir. Ancak askerlerin dua okuması büyüyü bozar ve buzlar kırılır; büyücü “Arapça okumadan hızlı geçin” diye feryat eder. 2. Tütün Yasağı ve IV. Murad Büyüden daha gerçek bir korku ise IV. Murad dönemindeki tütün yasağıdır. 1633 yılında İstanbul’da çıkan büyük yangın sonrası Padişah, kahvehaneleri kapattırmış ve tütünü yasaklamıştır. Geceleri tebdil-i kıyafet gezen Padişah, tütün içenleri bizzat öldürtmüştür. Ancak Sadrazam Tabanıyassı Mehmed Paşa’nın Padişah’a sunduğu bir rapor, yasağın sınırlarını gösterir: “Halkın yarısını öldürseniz bile bunu bir kerede kesmek mümkün değildir. Askerlerin çoğu tütün içmektedir ve koyunlarında saklamaktadır” . Bu rapor, devletin en sert yasaklarının bile halkın alışkanlıkları karşısında çaresiz kalabildiğini gösteren tarihi bir belgedir. Bu kitabın hazırlanmasında aşağıda künyeleri verilen akademik makaleler, tarihi vesikalar ve dijital incelemeler temel kaynak olarak kullanılmıştır. MAKALELER VE AKADEMİK YAYINLAR • Bitik, Başak Öztürk. “Evliya Çelebi Seyahatnâmesinde Cadı, Obur, Büyücü Anlatıları ve Kurgudaki İşlevleri” . Millî Folklor, Yıl 23, Sayı 92, 2011, ss. 64-71. (Bu kaynak; kitabın “Gökyüzünde Savaşanlar” , “Oburlar” ve “Tavuğa Dönüşen Cadı” bölümlerindeki Evliya Çelebi anlatılarının, kurgusal ve folklorik incelemesinde kullanılmıştır.) •Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. “Osmanlı Tarihinde Gizli Kalmış Veya Şüphe İle Örtülü Bazı Olaylar ve Bu Hususa Dair Vesikalar” . Belleten, Cilt XLI, Türk Tarih Kurumu Yayınları, ss. 507-554. (Bu kaynak; kitabın “Saray Koridorlarında Ölüm” , “Haremin Gizli İktidarı” ve IV. Murad dönemi yasaklarını içeren bölümlerindeki siyasi analizler, arşiv belgeleri ve tarihi mektuplar için kullanılmıştır.) DİJİTAL KAYNAKLAR VE İNCELEMELER • Çağlar, B. Burhan. “Evliya Çelebi’nin Paranormal Anıları – Osmanlı’da Cadılar Vampirler ve Büyücüler” . FRPNET, 3 Nisan 2015. Erişim Adresi: https://frpnet.net/makaleler/evliyaSONUÇ KAYNAKÇA celebinin-paranormal-anilari. (Bu kaynak; Evliya Çelebi’nin fantastik anlatılarının popüler kültürdeki yansımaları ve özet anlatımları için başvurulan tamamlayıcı bir kaynaktır.) TARİHİ BİRİNCİL KAYNAKLAR (Metin İçinde Atıf Yapılanlar) •Evliya Çelebi Seyahatnâmesi (CiltIII, VII ve VIII). (İlgili ciltlerdeki “Oburlar Savaşı” , “Çalıkkavak Cadısı” ve “Kalmuk Büyücüsü” anlatıları, Başak Öztürk Bitik’in makalesi üzerinden derlenmiştir.). •Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi Belgeleri. (Mahmud Paşa, Hacı Beşir Ağa ve Yusuf Ziya Paşa ile ilgili ferman ve mektuplar, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın makalesi üzerinden referans alınmıştır.).